You are here

Buğday Tanesi


Çam ağacının altında bir karınca ailesi yaşıyordu. Bu ailede herkes çok çalışırdı.
O gün anne karınca erkenden kalkmış, eşini ve çocuklarını da uyandırmıştı. Birlikte kahvaltı ettikten sonra herkes işine gitti.
Karınca ailesinde iş bölümü vardı. Bazıları toprağı alt üst ederek havalandırırdı. Bazı karıncalar da bitkilerin tekrar çoğalmalarını sağlamak için tohumları tarlaya yayardı.
Karagöz’ün görevi, kış için yiyecek toplamaktı. Karagöz,
“Bugün çok güzel yiyecekler bulmalıyım.” diyerek yola çıktı.

Evinden çok uzaklaştı. Ama hiçbir şey bulamadı.
“Bugün hiç şansım yok.” diye düşünürken gözlerine inanamadı.
“O da ne?”
Karşısında kocaman bir buğday tanesi duruyordu.
Karagöz bu kadar büyük buğday tanesinin hiç görmemişti. Çok sevindi. Buğday tanesini şöyle bir çekti, olmadı. İleriye itti. Buğday tanesini yerinden oynatamadı. Onu bir türlü taşıyamıyordu.
Sonunda buğday tanesinin yerini belirlemek için antenlerinin ucundan bir sıvı salgıladı. Bu sıvı buharlaşıp bulut oldu.
Karagöz eli boş olarak evlerine döndü. Kardeşlerine,
“Kardeşlerim, çok büyük bir buğday tanesi gördüm, ama taşıyamadık.” dedi.
Kardeşleri,
“Demek taşıyamadın.” diyerek gülüştüler.
Karagöz buna çok üzüldü.
“Bana inanmıyorsanız gelin benimle.” dedi.
Kardeşleri,
“Haydi o zaman, bizi oraya götür, şu buğday tanesini görelim.” Dediler.
Birlikte yola çıktılar.
Karagöz antenlerini ileri geri çevirerek buğday tanesinin yerini buldu.
Buğday tanesini gören kardeşleri gözlerine inanamadılar.
“Karagöz, bu ne kadar büyük bir buğday tanesi! Hiç bu kadar büyüğünü görmemiştik.” dediler.
Buğday tanesini birlikte evlerine taşıdılar. Anne ve baba karıncalar buna çok sevindiler.
Babaları,
“Aferin yavrularım. Sizinle övünüyorum. Biz karıncalar, böyle yardımlaşarak çok zor işleri kolayca yaparız.” dedi.

Sacide Uslu

Bir cevap yazın

Top